Pages

Friday, May 9, 2014

ECB ve Parasal Genişleme Senaryoları

ABD'de bankacılık sektörünü denetleyenler, büyük bankaların sermaye/aktif oranı için asgari %5 sorunluluğunu uygulamaya sokmaya çalışıyorlar. Mevduat sigortası kapsamına giren bankalar için bu oranın %6 olmasını istiyorlar.

Bankacılık kesiminin mali tablolarına yönelik oran kriterleri için esas olarak Basel kuralları çalışıyor ve Basel'in kriter olarak kullandığı sermaye/aktif oranı %3. Yani, ABD'nin %5 ya da %6'sı Basel'e göre daha muhafazakar bir bilanço yönetimi ilkesini temsil ediyor. Çok sayıdaki Amerikan bankası, %5'lik orana en azından yakın seviyelerde. Oysa, Avrupa'daki bankaların çoğu Basel'in %3 oranını tutturmaktan dahi çok uzak.

Bir önceki yazımda, ABD Hükümeti'nin büyük Amerikan bankalarına verdiği destekle bu bankaların öz sermayelerine $500 milyarlık bir katkı yaptığını, Avrupa'daki bankaların ise ancak €235 milyarlık katkı yapabildiklerini dile getirmiştim. Yukarıdaki oran kriterlerine göre, Avrupa'daki bankaların Basel kriterlerine uyum sağlayabilmeleri için bile önemli ölçüde sermaye enjeksiyonu gerçekleştirmeleri gerektiğini net olarak ortaya koyuyor.

Avrupa'daki bankalar bu yıl içinde bir stres testine tabi tutulacaklar. Bu defa işi sıkı tutma eğilimindeler. Zira, önceki stres testlerinde uygulanan kriterlerin ve senaryoların yeteri kadar zorlayıcı olmadığı görüşü hakimdi. Bu nedenle, sonuçlarını Ekim ayında öğreneceğimiz stres testleri ECB'nin önümüzdeki günlerde alması muhtemel kararlarını değerlendirirken aklımızın bir kenarında mutlaka tutmamız gereken bir unsur.

ECB, faiz oranı belirlemek için yapacağı ilk toplantıda ancak %0.25 olan faizi indirebilir. Zira, stres testlerinin ipuçlarına sahip olabilmesi için zamana ihtiyacı var. Ayrıca, Fed'in varlık alım programına benzer bir program uygulamak isterse, hukuki altyapısı hazır olmayan bir durumla karşı karşıya kalacak. Üstelik, böyle bir programın uygulanmasına yönelik bir konsensüs de yok. Özellikle Almanya cephesi.

Varsayalım ki herhangi bir hukuki engel yok, bu sefer de hangi ülkelerin varlıklarının hangi oranda satın alınacağı sorusu çıkıyor karşımıza. Bu konuda herhangi bir hazırlık çalışması yapılmış olup olmadığını bilmiyoruz. Dolayısıyla, ECB'nin başlatacağı bir parasal genişlemenin bankalara ucuz maliyetli kaynak sağlamak ve bu kaynağın yeniden ECB'nin hesaplarına yönelmemesi için söz konusu hesaplara negatif faiz uygulamak şeklinde olacağını düşünüyorum. ECB'nin, Fed'in uyguladığı tarzda bir varlık alım programı uygulaması olasılığını en azından şimdilik zayıf görmekteyim. Diğer yandan, ECB'nin önceden uygulamaya aldığı LTRO yönteminin başarılı olamadığını da hatırlamak lazım. ECB'nin bankalara sağladığı likiditenin büyük bir bölümü de dönüp yine ECB'deki hesaplarına gitmişti ve ekonomik faaliyete dahil olamamıştı.

Euro Bölgesi'nin İspanya ve İtalya gibi ülkelerinde kamu tahvili faizleri son dönemlerde düştü. Bu ülkelerin borçlanma araçlarına yönelen ilgi, küresel yatırımcıların alternatif yatırım araçlarına risk algısı nedeniyle yeteri kadar yönelememesinden kaynaklanıyor. Euro Bölgesi ve borçluluğu yüksek ülkeleri sağlıklı bir ekonomik yapıya kavuşabildikleri için ortaya çıkmıyor bu ilgi.

ECB'nin, bu şartlar altında ve stres testlerinin ipuçları ortada yokken, faiz indirimi dışında herhangi bir karar alabileceğine yönelik ihtimalin zayıf olduğu kanısındayım. Yani, yazın sonlarından önce parasal genişlemeye ilişkin bir adım atılabileceğini düşünemiyorum.

Parasal aktarım mekanizmalarının çalışmıyor olmasının sebebi mevcut faiz oranı da değil, likidite sorunu da değil. Ayrıca, zaten borçluluğu yüksek olan bir sistemi daha fazla borçlandırarak parasal aktarım mekanizmalarının çalışmasını beklemek ne kadar gerçekçi olabilir?

Pekiyi, sorun deflasyon riski mi? Evet ama deflasyon riskini yaratan talep yetersizliğinin ve ardından talep yetersizliğinin yarattığı deflasyon riskinin ortaya koyduğu çemberin sebebi ne? Güven sorunu mu? Açıklaması bu kadar  kolay olmasa gerek.

Normal koşullarda ECB, enflasyon verisini takip ederek parasal genişlemeye başvurabilirdi ama bu konuda alınacak kararın çok karmaşık bir arka planı var. Fed ile beraber ECB'nin yapacakları bizi çok ilgilendiriyor. TCMB'nin para politikaları üzerinde çok belirleyici özellikleri var. Bu nedenle, çok önemli!

Arda Tunca
(İstanbul, 09.05.2014)