Pages

Monday, October 8, 2012

Jevons Paradoksu

Profesyonel yaşamımın önemli bir bölümünü petrol ile ilgili konularda geçirince, petrol ve enerjiyle ile ilgili pekçok sorunun muhattabı olmak zorunda kalıyorum. Konu hakkında bildiğim ve bilmediğim çok şey var ama benim bugüne kadar ilgilenmek zorunda kaldığım konular, enerji altyapı projelerinin finansman yöntemleri ve enerji ürünlerinin ticareti noktalarında yoğunlaşıyor. Yani, hem uzun vadeli hem de kısa vadeli finansman alanlarında çalışma fırsatım oldu. Konunun her iki tarafında yer almış olmaktan çok keyif aldım. Ancak, işin bir de küresel boyutta kaynak kullanımı ve çevre konuları var. Bu konular, gündelik yaşamın dışında kalıyor. Benim uzmanlık alanıma giren bir konu da değil ama ilgi alanıma giriyor.

Doğal kaynakların hangi tempoda tüketildiği, bu tüketimin hangi endüstrilerin geleceğini ve hatta daha ileri bir boyutta, medeniyetin geleceğini nasıl tehdit etme gücüne sahip olduğu hakkında düşünmek ve okumak bana ayrıca keyif veriyor. Aslında bu keyif, okuduklarımla ve öğrendiklerimle bir endişeye dönüşüyor. Konu petrol ve kaynakların kullanımı olunca ister istemez küresel ısınma konusuna da girmek gerekiyor. Geçtğimiz günlerde, bu konular kafama takıldığında iktisat biliminde marjinal devrim olarak bilinen dönemin ürettiği kavramları kafamı kurcalayan konuların arasına dahil etmek zorunda kaldım. Enerji, kaynak kullanımı, verim, endüstriler, v.s. derken bir baktım ki aklıma Jevons takılmış.

William Stanley Jevons, 1835-1882 arasında yaşamış bir İngiliz iktisatçı. Hayata, doğa bilimleriyle başlıyor ama daha sonra iktisadı tercih ediyor. Jevons, iki önemli konuda iktisada katkı yapıyor: Matematiğin iktisadın içine adapte edilmesi ve enerji verimliliğinin ekonomik etkilerinin analizi. İktisattaki ünlü miktar teorisinin yaratıcısı Irving Fisher tarafından Jevons'un The Theory of Political Economy (1871) adlı eseri iktisatta matematiksel metodun başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Ancak, The Coal Question (1865) adlı eseriyle Jevons, tanınırlık kazanıyor.

Jevons'un yaşadığı dönem, 2. Sanayi Devrimi'nin etkilerinin yoğun olarak hissedildiği yıllara isabet ediyor. Üretim kalıplarının değiştiği, teknolojik ilerlemelerin doğal kaynakların kullanım şeklini ve miktarını önemli boyutta etkilediği bir dönem hızla hüküm sürmekte. Jevons da bu gelişmeleri takip ediyor ve sonunda The Coal Question adlı eseri veriyor.

Jevons, teknolojik gelişmeler sonucu bir doğal kaynağın kullanımının daha verimli bir hale gelmesinin o doğal kaynağın kullanım miktarını azaltmak yerine arttırdığını ileri sürüyor. Yani, teknolojik gelişmelerle sağlanan verim artışı, verimi arttıran teknoloji ürününün fiyatının zamanla nispi olarak düşmesiyle sonuçlandığını söylüyor. Bu gelişmenin de ilgili doğal kaynağı kullanan ürünün kullanımındaki artışla doğal kaynağın kullanımını da azaltmak yerine arttırdığını ifade ediyor Jevons. Dolayısıyla, teknolojik gelişmenin beklenen sonucuyla, ortaya çıkan gerçek sonuç arasında ortaya bir paradoks (çelişki) çıkmış oluyor.

Jevons'un bu tespitinin her yeni teknolojik gelişme karşısında ortaya çıkmasını bekleyemeyiz ama böyle bir ihtimalin varlığını dikkate almak zorundayız. Dolayısıyla, küresel ısınmaya yol açan faktörler arasında görülen unsurları ortadan kaldırmak için alınan verim arttırıcı önlemler değerlendirirken Jevons'un dile getirdiği tuzağa düşmemek gerekiyor. Bir doğal kaynağın tüketim miktarı, o doğal kaynağın kullanımını ilgilendiren bir verim artışı meydana geldikten sonra, verim artışı öncesindeki tüketim miktarını geçebilir.

Madem ki verim artışları ile hedeflenen sonuca ulaşılamaması mümkün, o halde küresel ısınma gibi kritik bir konuda ne yapmak gerekiyor? Bu durum için önerilen, sözkonusu yeni ürüne vergi salarak kullanımını nispi olarak maliyetlendirmek ya da ucuzlatmamak.

Petrol kullanımında dünyadaki trendler benzinden motorine kayıyor. Zira, motorin kullanan araçların yakıt kullanımı verimi benzinli araçlara göre daha yüksek. Ancak, motorin kullanan araçların arzı arttıkça, benzinli araçlara kıyasla fiyatları düşecektir. Fiyat düşüşü öyle bir noktaya gelebilir ki araç almayı düşünmeyen hane halkları da motorinli araç talep etmeye başlayabilir ve sonuç itibariyle motorin kullanımı teknolojik gelişmelerein başladığı noktaya göre çok daha fazla artmış olabilir. İşte, böyle bir durumla karşılaşılamaması için önerilen, bu ürünlere yeni vergi konulması ve doğal kaynak kullanımının artışının önlenmesidir.

Şimdi, vergiler artmışken, Türkiye petrolü dünyada en pahalıya kullanan ülke konumundayken, otomobil kullanımı Türkiye'de pekçok gelişmiş ülkeye göre daha düşükken ben bu yazıyı neden yazdım? Çünkü, konuya sadece Türkiye olarak bakmıyorum. Doğal kaynaklarla ilgili krizlerin geçmişte bazı medeniyetleri yok etmiş olduğunu da biliyorum. Ayrıca, otomobil sektörü burada sadece bir örnek. Çünkü, anlaması herkes için kolay.

Enerji denince, elektrik santrallerinde kullanılan kömürden tutun da evlerimizde kullandığımız küçük ev aletlerine kadar pekçok konu ve sektör akla geliyor. Ne teknik ne de iktisadi çözümler sürdürülebilir büyüme ve kalkınma için kolay elde edilemiyor maalesef. Hele ki dünyanın krizde olduğu bir ortamda, bu konular uluslararası medyanın manşetlerinden de iyice düştü.

Arda Tunca
(İstanbul, 08.10.2012)